ÜYE GİRİŞİ ÜYE OLMAK İÇİN ALTTAKİ LİNK İ TIKLA

SELÇUKLU

Büyük Selçuklu Devleti
Büyük Selçuklu Devleti özet bilgi
Selçuklular, Türk-İslam devletlerinin en büyüklerindendir. Oğuzların Üçoklar kolunun, Kınık boyuna mensupturlar. 10. yüzyılın sonu ile 11. yüzyılın başlarında İslamı kabul ettiler. Selçuklular; Çin'den, Batı Anadolu dahil bütün Ortadoğu ülkeleri, Akdeniz sahilleri, Kuzeybatı Afrika, Hicaz ve Yemen'den Rusya içlerine kadar yayılan hakimiyetin, muazzam bir kültür ve medeniyetin temsilcisidir. tümü
________________________________________
İlgili Bilgi Başlıkları
• Anadolu Selçuklu Devleti
• Suriye Selçuklu Devleti
• Irak Selçuklu Devleti
• Kirman Selçuklu Devleti
• Atabeylikler
• Zengiler
• Böriler
• İldenizliler
• Abbasiler
• Ahşap
• Ak Hun İmparatorluğu
• Salgurlular
• Beyteginliler
• Tüm sitede araştır
Büyük Selçuklu Devleti
Selçuklular, Türk-İslam devletlerinin en büyüklerindendir. Oğuzların Üçoklar kolunun, Kınık boyuna mensupturlar. 10. yüzyılın sonu ile
11. yüzyılın başlarında İslamı kabul ettiler. Selçuklular; Çin'den, Batı Anadolu dahil bütün
Ortadoğu ülkeleri,
Akdenizsahilleri, Kuzeybatı
Afrika,
Hicaz ve
Yemen'den
Rusya içlerine kadar yayılan hakimiyetin, muazzam bir kültür ve medeniyetin temsilcisidir.
Devlete adını veren
Selçuk Bey,
Aral Gölü ile
KILIÇARSLAN


ALPARSLAN


TUĞRULBEY

MELİK ŞAH

Hazar Denizi arasına hakim olan Oğuz Yabgu Devletinin kumandanlarından Dukak Subaşı'nın oğludur. Dukak ölünce, 17-18 yaşlarındaki Selçuk Bey subaşı oldu. Genç yaşına rağmen yüksek mevkilere ulaşan Selçuk Bey'in devamlı artan bir itibara sahip olması, Yabgu ve eşini telaşlandırdı. Onu başlarından atmak için çare aramaya başladılar. Öldürülmekten çekinen Selçuk Bey, kabilesiyle birlikte oradan ayrıldı. Güney yoluyla, muhtemelen
985 yılı sıralarında, Seyhun nehri kenarında bulunan Cend şehrine geldiler. Bölge ve şehir, İslam ülkelerine geçişte hudut durumundaydı.
Selçuk Bey'in idaresindeki Türkler, kısa zamanda İslamı kabul ettiler. Bu durum, Yabgu ile aralarını iyice açtı. "Müslümanlar, gayri müslimlere haraç vermez" diyen Selçuk Bey, Yabgu'nun haraç memurlarını kovdu ve bağımsızlığını ilan etti. Gayri müslim Türklere karşı savaşmaya başladı. Selçuk Bey'in, bağımsızlığını ilan edip, Yabgu'ya haraç vermeyerek, müslüman olmayanlarla mücadeleye girişmesi, çevrede tanınıp itibar kazanmasına yol açtı. Oğuz Yabgusuna karşı olan Türkler, etrafında toplandı. Müslümanlardan da destek alan Selçuk Bey, Müslüman olmayan Türkler üzerine yaptığı seferlerle şöhret kazandı. Onun bu şöhreti, Maveraünnehir'de üstünlük sağlamaya çalışan müslüman devletlerden birisi olan Sâmânîlerle anlaşmasını sağladı. Sâmânî sultanı, Selçuk Beye, devlet sınırlarını diğer Türk akınlarına karşı korumasına karşılık, Buhara yakınlarındaki Nûr kasabasına yerleşme izni verdi.
Selçuk Bey; Mikâil, Arslan, İsrafil, Yusuf ve Musa adlarındaki oğullarıyla Büyük Selçuklu Devletinin temelini atıp, Tuğrul ve Çağrı adında iki torun bırakarak, yüz yaşlarında vefat etti. Selçuk Bey'in büyük oğlu,
Tuğrul Bey ve
Çağrı beyin babası olan Mikâil, babasının sağlığında ölmüştü. İkinci büyük oğlu olan Arslan Bey, babasının yerine geçti. Yabgu ünvanını alarak, Selçuklular da denilmeye başlanan ailesini teşkilatlandırdı.
Karahanlılar'ın Sâmânî Devletine son vermesi üzerine, Özkend'den kaçan Sâmânî şehzadelerinden İsmail Muntasır'ın, Arslan Yabgu'ya sığınması, Karahanlılarla aralarının açılmasına sebep oldu. Arslan Yabgu komutasındaki Selçuklular, Karahanlılar karşısında başarılı muharebeler yaptılar.
Selçuklular'ın güçlenmesi, bölgenin hakimi Karahanlılar ile Gaznelileri zor durumda bıraktı. Karahanlı-Gazneli işbirliğiyle 
1025'te Arslan Yabgu, Gaznelilerce yakalanıp, Hindistan'daki Kâlencer Kalesine hapsedildi. Bu hadiseden sonra, Selçuklularla Gazneliler arasında açık bir mücadele başladı. Onun esareti yıllarında Selçuklular, ortak hükümdar sistemiyle yönetildi. Musa'yı yabguluğa, Yusuf'un oğlu İbrahim'i de yınallığa getirdiler. Mikâil'in oğulları Tuğrul ve Çağrı beyler, amcalarının hakimiyetini tanımakla birlikte, ayrı bölgelerde yaşamaya başladılar.
Mahir süvarilerden oluşan Selçuklular, kalabalık hayvan sürüleri ve atları için, bol otlaklı, geniş yaylalar aradılar. Bu amaçla zaman zaman, komşuları Karahanlılar ve Gaznelilerin sınırlarına taşıp, yerli halkın şikâyetlerine sebep oldular. Onların bu durumunu kendileri için tehlikeli gören Karahanlılar, Selçuklu ailesi içinde karışıklık çıkarmak istedilerse de başaramadılar. Üzerlerine kuvvet gönderildi. Hattâ Yusuf Bey öldürüldü. Musa Yabgu ile birleşen Tuğrul ve Çağrı beyler, Karahanlı kuvvetlerini yenerek, Yusuf Bey'in intikamını aldılar. Siyasî durum iyice gerginleşti. Bölgede değişiklikler oldu. Bir baskınla Selçuklular bir hayli zayiata uğratıldılar. Bunun üzerine Çağrı Bey, dağılan Selçuklulardan üç bin kişilik bir süvari kuvvetiyle, Gazneli mukavemet mevkilerini aşarak, Doğu Anadolu sınırlarına kadar gitti. Van Gölü havzasından, kuzeyde
Tiflis'e kadar uzanan bölgede keşif harekâtı yaptı. Ermeni ve Gürcü kuvvetlerini yenerek, bölgenin otlak ve yaylaklarının keşfiyle, gerekli siyasî, etnik, kültürel ve askerî stratejik bilgileri topladı. Bizans şehirlerine girdi. Keşif harekâtı neticesinde, bölgenin, Selçukluların yerleşmesine müsait olduğunu tespit ederek Tuğrul Bey'e bildirdi.

Selçukluların esir yabgusu Arslan,
1032 yılında,
Hindistan'da hapsedilmiş bulunduğu Kâlencer Kalesinde ölünce, Gaznelilerle ilişkiler daha da bozuldu. Musa Yabgu ile yeğenleri Çağrı ve Tuğrul beyler kumandasındaki Selçuklu ve Türkmen güçleri, bölgenin en stratejik mevkiinde yer alan ve Gaznelilere ait olan Horasan'a ani bir taarruzla girerek, Merv, Nişabur ve Serahs havalisini ele geçirdiler. Gazne sultanı Mesud, Selçukluları tanımak zorunda kaldı. Musa Yabgu'ya, Tuğrul ve Çağrı beylere bulundukları yerlerin valiliklerini verdi.
1035 yılında yapılan bu antlaşma, dört ay gibi kısa bir süre devam etti. Yeniden başlayan Gazneli-Selçuklu mücadelesi, daha da şidetlendi. Selçuklular, hafif süvari kuvvetleriyle, Gaznelilerin fillerle takviye edilmiş, ağır techizatlı, çoğu piyadeden meydana gelen ordusuna, gerilla savaşlarıyla çok kayıp verdirdiler. 1038 yılında Serahs civarında yapılan savaşta, Gazneli ordusu ağır bir yenilgiye uğradı.
Gazneli Sultan Mesud, büyük bir devlet adamı, cesur bir kumandan olmasına rağmen, bu yenilgiden sonra Nişabur'u Selçuklulara bırakıp, kesin sonuç alınacak büyük savaşı devamlı geciktirdi. Tuğrul Beyin üvey kardeşi İbrahim Yınal, 1038'de Nişabur'u alıp, Tuğrul Bey adına hutbe okuttu. Nişabur'a gelen Tuğrul Beyi muhteşem bir törenle karşıladı. Tuğrul Bey Sultanü'l-Muazzam (Büyük Sultan), Çağrı Bey de Melikü'l-Mülûk (Hükümdarların Hükümdarı) ünvanını aldı. Büyük Selçuku Devleti'nin kuruluş ve istiklâlini (bağımsızlığını) ilan ettiler. Selçuklu-Gazneli mücadelesi,
23 Mayıs
1040
Dandanakan Meydan Savaşı ve Selçukluların üstünlüğü ele geçirmesiyle neticelendi.
Büyük Selçukluların tarihi
Kuruluş
Kınık boyu
Orta Asya'daki Oğuz boylarından biriydi. Selçuk Bey
Hazar İmparatorluğunda subaşı(Ordu komutanı) görevindeydi. Selçuk Bey giriştiği taht mücadelesini kaybedince 10. yüzyılın ikinci yarısında ailesi ve ordusu ile birlikte
İranyönüne göç ettiler. Bu göçebe topluluk
Karahanlılara ve
Samanilere savaşlarda asker vererek karşılığında geniş otlaklar elde etti. Burada müslümanlığı benimsedikten sonra Samaniler Devletinin yönetiminde söz sahibi oldu. Samaniler Devleti yıkılınca Selçuk Bey, Müslüman halkıyla birlikte Horosan bölgesine yerleşti. Selçuk Bey'in
1009'da ölümünden sonra daha da güneye indiler.
Selçuk Bey'in oğlu
Arslan Bey'in yönetiminde,
Karahanlıları ve
Gaznelileri endişelendirecek kadar güçlendiler. Arslan Bey'in Gaznelilerce tutuklanması ve 1032'de ölmesinden sonra, Selçuk Bey'in torunları Tuğrul Bey ve Çağrı Beybağımsızlıklarını elde etmeye giriştiler. Selçukluların teşkilatlı devlet düzenine girmesi bu döneminde oldu. Devletin ilk yöneticisi Tuğrul Bey'di. Selçuklular 1035'te büyük bir Gazneli ordusunu yenerek Horasan içlerine doğru ilerlediler. 1037'de de, bugünkü Türkmenistan’da yer alan Merv kentini ele geçirdiler. 1038'de Gaznelileri ikinci kez yendiler ve Nişabur kentine girerek bağımsızlıklarını ilan ettiler. Tuğrul Bey sultan sanıyla hükümdar ilan edildi ve Büyük Selçuklu Devleti de böylece kurulmuş oldu...
Büyük Selçuklu Devleti'nin en geniş sınırları
Gazneli I. Mesut, Büyük Selçuklu Devleti’ni ortadan kaldırmak amacıyla güçlü bir orduyla Selçuklu topraklarına girdi. Gazneli ve Büyük Selçuklu orduları, Merv yakınlarında Dandanakan denen yerde karşılaştılar. Mayıs 1040’ta yapılanDandanakan Savaşı'nda, Büyük Selçuklular Gazneli ordusunu ağır bir yenilgiye uğrattı. Bu savaştan sonra Büyük Selçuklu Devleti’nin Harzem ve Horasan'da varlığı kesinlik kazandı. Tuğrul Bey, bu savaşın ardından giriştiği fetihlerle bütün İran'ı denetimi altına aldı. 1041'de Kirman, 1042'de Harzemşahlar ve Kakuveyhîler, Cürcan'da Ziyarîler ve Misafirîler, Hamedan ve İsfahanşehirleri, 1051'te Şiraz'daki Kalicarîler, 1052'de Umman, 1054'teTebriz'deki Revadîler, Diyarbakır'daki Mervanîler, Hille'deki Mezyedîler, Musul'daki Ukaylîler, 1056'da Huzistan'daki Hezâresbîler ve Büveyhoğulları'nın toprakları Büyük Selçuklu Devleti'ne katıldı. Devletin sınırları, batıda Bizans, güneybatıda Abbasiler, kuzeybatıda Gürcistantopraklarına dayandı.
18 Eylül 1048'de Erzurum yakınlarındaki Pasinler Ovası'nda birleşik Bizans- Gürcü ordusuyla yaptığı Pasinler Savaşı'nı kazanan Büyük Selçuklular, Doğu Anadolu içlerine akınlar düzenlemeye başladılar. İslam dünyasının dinsel önderi konumundaki Abbasiler, bu dönemde Bağdat'ı elinde tutan Büveyhilerin siyasal baskısı altındaydı. Tuğrul Bey, Halife Kâim'in çağrısı üzerine 15 Aralık 1055'te Bağdat'a girdi ve Büveyhileri halifeliğin merkezinden çıkardı. Bu olayın ardından Büyük Selçukluların İslam dünyasındaki itibarı arttı.
Alparslan ve Melikşah Karakuş Dönemleri
Tuğrul Bey 1063 yılında ölünce kardeşi Çağrı Bey'in oğlu Alparslan tahta geçti. Alparslan Büyük Selçuklu topraklarını daha da genişletti. 1071'de Malazgirt Savaşı'nda Bizans İmparatoru Romen Diyojen'i yenerek tutsak aldı. Malazgirt zaferinin asıl önemi, Anadolu'yu Türklere açmış olmasından gelir. Anadolu içlerine akınlarını sürdüren Büyük Selçuklu komutanları yeni topraklar ele geçirdiler ve bağımsız yeni devletler kurdular.
Alparslan 1072'de ölünce Büyük Selçuklu Devleti’nin başına oğlu Melikşah geçti. 1072- 1092 arasında hüküm süren Melikşah dönemi, Büyük Selçuklu Devleti’nin en parlak dönemi oldu.
Süleyman Şah komutasında Anadolu'yu fetheden Türk ordusu 1077'de tarihi Hıristiyan şehirlerinden İznik'i alarak Marmara Denizi, 1081'de İzmir'in fethiyle Ege, 1084'te Sinop'u fethiyle Karadeniz kıyılarına ulaştı. Ocak 1085'te Antakya ve 28 Şubat 1087'de Urfa ele geçirildi.
Diğer bölgelerde de seri fetihler devam etti. 1071'de Selçuklu komutanı Atsız Bey Suriye, Lübnan, Kudüs ve Filistin'i fethetti. Ekim 1074'te Akka'yı, 10 Haziran 1076'da bölgenin merkezi Şam'ı Türk topraklarına kattı. 1076'da Kahire'yı başarısız kuşatma girişiminde bulundu.
Artuk Bey ise Ocak 1077'de Lahsa, Katif, Kuveyt ve Bahreyn'i aldı. Haziran 1087'de Lübnan'da Sayda zaptedildi.
1070-1072 arasında geçici olarak Selçukluların eline geçen Hicaz 1080'den sonra kalıcı olarak Türk topraklarına katıldı ve Kızıldeniz'e çıkıldı. 1092'de Yemen, Aden ve Lahec'in fethiyle Hint Okyanusu'na ulaşıldı.
Doğuda ise 1074'te Semerkant fethedilerek Batı Karahanlı Devleti, 1089'da Kaşgar fethedilerek Doğu Karahanlı DevletiSelçuklu tâbiyetine alındı.
Selçukluların saldırılarına maruz kalan Bizans İmparatorluğu özellikle Komnen Hanedanını hüküm sürdüğü 1081-1185 yılları arasında Malazgirt Savaşı'nın yarattığı bozgun durumunu durdurmuş ve Komnen Restorasyonu diye adlandırılan dönemde Selçuklu yayılması engellenmiş ve geriletilmiştir. Bunda Anadolu'da Haçlı Seferlerinin yarattığı yeni güç dengesi ve özellikle II. Ioannes Komnen'nin başarılı diplomasisinin de büyük payı vardır.
Melikşah Büyük Selçuklu Devletinin en parlak döneminin yaşandığı zamandır. Bu önemli devlet adamının 37 yaşındayken1092 yılında bir saray entrikası neticesinde öldürülmesi Ortadoğu tarihinin yazgısını değiştirebilecek nitelikte bir olaydır. Nitekim dört yıl sonra Andolu ve Suriye üzerinden Kudüs'e yönlenen I. Haçlı Seferi karşısında derli toplu bişr güç bulamadığından başarıya ulaşmı ve iki yüzyıl sürecek Müslüman-Haçlı mücadelesi başlamıştır.
Gerileme ve Dağılma dönemi
Melikşah'tan sonra sırasıyla başa geçen I. Mahmud ( 1092- 1094), Berkyaruk (1094- 1105), Müizzeddin Melikşah ( 1105-1105) ve Mehmed Tapar ( 1105- 1118) dönemlerinde Büyük Selçuklu Devleti gücünü ve eyaletlerdeki merkezi denetimini giderek yitirdi. 1118'de tahta çıkan Ahmed Sencer’in ülke topraklarını yeniden birleştirme çabası da başarılı olduysa da devlet hiçbir zaman Melikşah dönemindeki sınırlarına ve otoritesine kavuşamadı. 1128 yılında Doğudaki Doğu ve BatıKarahanlı Devletlerine boyun eğdiren Karahitaylar Selçuklu Devleti ile komşu oldu ve baskı yaratmaya başladı. 1141 yılında Karahitay ve Selçuklu orduları arasındaki Katvan Savaşı'nda yenilgiye uğrayan Selçuklu Devleti hızlı bir dağılma sürecine girdi. Karahitayların devletin en verimli toprakları olan Maveraünnehir'i işgal etmeleri Selçuklu Devleti'nin ekonomisini ve ordusunu iyice sıkıntıya soktu. Sultan Sencer, giderek artan ekonomik buhran nedeniyle ayaklanan göçebe Oğuzlara1153'te tutsak düştü. İki yıl sonra kaçarak kurtulduysa da ülkede iktidarını yeniden sağlayamadan 1157’de öldü. Büyük Selçuklu Devleti böylece sona erdi.
Hanedan üyeleri yönettikleri bölgelerde bağımsız davranmaya başladılar. Daha önce bağımsızlıklarını ilan etmiş olan Selçuklu hanedanın kurduğu devletlerden yalnızca Anadolu Selçuklu Devleti, yüz yılı aşkın bir süre daha ayakta kalabildi. Ayrıca devletin gerilemesinin sebepleri arasında Haçlı seferleri, Fatimiler ile olan çatışmalar, Hasan Sabbah'ın Batinilik propogandaları ve Oğuz boylarının ayaklanmaları sayılabilir. Bunun sonucunda ise Abbasi padişahları Selçuklu egemenliğinden kurtulmak için bir takım çalışmalar yürütmüştür. Bunlar Selçuklu Devleti'nin yıkılmasına neden olan etkenler ve nedenlerdir. Özet olarak Selçuklu Devletinin yıkılma nedenleri olarak aşağıdaki nedenler sayılabilir:
• Merkezi otoritenin zayıflaması
• Taht kavgaları
• Oğuz isyanları
• Haçlı seferleri
• Atabeylerin bağımsız hareket etmesi
• Abbasi halifeliğini korumak için büyük mücadelelere girmeleri
• Fatimiler ve Şiilerin yıpratmaları
• Şehzade ayaklanmaları
• Karahitayların istilası
• Batınilik hareketleri
• Ülke topraklarının hanedan üyelerinin ortak malı sayılması
• Kötü yönetim
Devlet yapısı
Büyük Selçuklu Devleti’nin örgütlenme biçimi, kendisinden önceki İslam devletlerine benziyordu. Hint- İran devlet anlayışını yansıtan bu örgütlenmede, eski Türk devlet geleneğinin de belirgin etkisi vardı. Eski Türk devlet geleneğinde olduğu gibi, Büyük Selçuklu Devleti’nde de ülke toprakları hanedanın ortak malı sayılıyordu. Bundan dolayı Büyük Selçuklu toprakları eyaletlere bölünmüştü. Eyaletlerin yönetimi de Melik olarak adlandırılan hanedanın erkek üyelerine bırakılmıştı. Tuğrul Bey'den önce boy başkanına Oğuz geleneğine göre Yabgu deniyordu. İslam dininin benimsenmesinden sonra, hükümdarlar İslam devletlerindeki geleneğe uyarak " sultan" ünvanı ile anıldılar. Suriye Selçukluları ile Kirman Selçukluları’na Irak Selçukluları da katıldı. Büyük Selçuklu topraklarına göçen yeni Oğuz boyları da iç düzeni büyük ölçüde sarstılar. Bu karışıklık döneminde Harzemşahlar, Büyük Selçuklu toprakların büyük bölümünü ele geçirdiler. Bir süre daha direnen Kirman Selçukluları 1175’te, Irak Selçukluları da 1194’te yıkıldı.
Başkentte oturan sultan, devletin mutlak egemeniydi. Bütün atamalar ve toprak dağıtımı sultanın buyruğuyla yapılıyordu. Ayrıca sultan yüksek yargı kurullarına da başkanlık ediyordu. Hükümdarların "danışman"ı konumundaki kişiler yönetimde önemli rol oynuyorlardı. Alp Arslan döneminde bu göreve getirilen Nizamülmülk, İslam geleneği uyarınca vezir unvanı aldı ve devlet yönetiminde köklü değişiklikler yaptı. Nizamülmülk, devlet yönetimine ilişkin anlayışını Siyasetname adlı kitabında da anlatmıştır. Büyük Selçuklu Devleti’nde devlet işleri "Divan-ı Âlâ" adı verilen bir kurulda görüşülür ve karara bağlanırdı. Ayrıca maliye, askerlik ve adalet işleriyle uğraşan başka divanlar da vardı. Meliklerin yönetimindeki eyaletlerde de büyük ölçüde merkezdeki örgütlenme örnek alınmıştı.Devlet islam kültürünü yaygınlaştırmak için görevler üstlenmiştir.
Toprak yönetimi ve ordu
Büyük Selçuklu ülkesinde tarım yapılan topraklar ikta denen bölümlere ayrılmıştı ve iktalar hizmet karşılığında belirli süre için ileri gelenlere veriliyordu. Bu usulle verilen topraklar has, ikta ve haraci olarak üçe ayrılıyordu. Has toprakların geliri doğrudan sultan ailesine veriliyordu. İkta sahipleri ise, toprakları işleme karşılığında belli sayıda asker besliyor ve savaş zamanlarında orduya katılıyorlardı. Haraci olarak adlandırılan toprakların geliri de doğrudan devlet hazinesine aktarılıyordu.
Alp Arslan dönemine kadar beylere bağlı göçebe Türkmenlerden oluşan ordu Nizamülmülk tarafından yeniden yapılandırıldı. Nizamülmülk, aylıklı askerlerden oluşan sürekli bir ordu kurdu. Bu aylıklı askerlere "gulam" deniyordu ve bunlar temel olarak başkentte iktidarı korumakla görevliydi. Savaş sırasında asıl ordu ise ikta sahiplerinin yönetimindeki atlı askerlerden oluşurdu. Ayrıca bağlı devletler de savaş zamanlarında sultanın ordusuna asker gönderiyorlardı. Melikşah döneminde orduda 50 bin kadar atlı asker olduğu bilinmektedir.
Toplumsal ve ekonomik yaşam
Büyük Selçuklu Devleti'ndeki Oğuz boyları ve başka bazı topluluklar göçebeydiler. Oğuz boylarının başında bir beybulunuyordu. Bu göçebe topluluklar geçimlerini hayvancılıkla sağlıyorlardı ve otlak bulmak için de mevsimlere göre yer değiştiriyorlardı. Devlet göçebe topluluklardan otlak vergisi alıyordu. Yerleşik nüfus ise çiftçilik, zanaatçılık ve ticaretle uğraşıyordu. Kentlerdeki tüccar ve esnaf, işkollarına göre loncalar biçiminde örgütlenmişti. Merkezi devlette görevli memurlar ile sürekli ordudaki askerler maaş alıyorlardı.
Büyük Selçuklular ticaretin gelişmesini destekliyor ve kervan yollarının güvenliğini sağlıyorlardı. Bu dönemde en önemli uluslararası ticaret, Uzakdoğu'dan Avrupa'ya kadar uzanan İpek Yolu ve Baharat Yolu aracılığıyla gerçekleşiyordu. Tarımın gelişmesi için sulama kanalları vardı. Yün, pamuk, ipek dokumacılığı çok gelişmişti.
Büyük Selçuklu Devleti’nde öğrencilerin, yolcuların ve yoksul halkın doyurulduğu sosyal yardım kurumu olan imarethaneler vardı. Devletin yönetici-memur kadroları, Nizamülmülk’ün kuruluşuna öncülük ettiği Nizamiye medreselerinde yetiştiriliyordu.
Eğitim, bilim ve sanat
Büyük Selçuklular, kendilerinden önce var olan medreselerde öğretimi sürdürdüler, ama bununla yetinmediler. Vezir Nizamülmülk’ün öncülüğünde ve onun adını taşıyan yeni medreseler kurdular. Nizamiye medreselerinin ilki 1067’deBağdat'ta açıldı. Daha sonra Isfahan, Rey, Merv(selçukluların başkenti), Belh, Herat, Basra, Musul gibi kentlerde yeni Nizamiye medreseleri kuruldu. Medrese sisteminde programlı ve belli bir yönteme dayanan eğitim ilk kez bu medreselerde verildi. Medreselerde din konularının yanı sıra matematik, felsefe, dil ve edebiyat gibi dersler de okutuluyordu ve medreselerde zengin kitaplıklar vardı. Medreselerin dışında da ülkenin çeşitli yerlerinde kurulmuş kitaplıklar bulunuyordu. Melikşah döneminde önce Isfahan'da, sonra Bağdat'ta birer gözlemevi kuruldu. Büyük Selçuklular Arapça'yı din ve bilim dili, Farsça'yı edebiyat ve devlet dili, Türkçe'yi ise saray ve orduda günlük konuşma dili olarak kullanıyorlardı.
Büyük Selçuklular, var olan kentleri bayındır hale getirirken yeni kentler de kurdular. Ülkenin pek çok yerinde yeni kurumlar ve yapılar inşa ettiler. Bunlar cami, medrese, kervansaray, hastane, köprü, çeşme, imaret, han, hamam, türbe ve kümbetgibi yapılardı.
Büyük Selçuklular, ince ve uzun minarelerle cami mimarisine yeni bir anlayış getirdiler. Isfahan'daki Mescid-i Cuma bu anlayışla yapılmış en eski örnektir. Büyük Selçuklu anıtmezarları olan kümbetler de yaygın mimari yapılardır. Kümbetler içten kubbe, dıştan ise piramit ya da konik bir çatıyla örtülüyordu. Dört köşeli, çok köşeli ya da yuvarlak formdaki Büyük Selçuklu kümbetleri genellikle iki katlı olarak yapılıyordu. Bu kümbetlerin alt kat mezar, üst kat ise mescit olarak kullanılıyordu.
Büyük Selçuklu sanatında hat (yazı), minyatür, ahşap ve taş oymacılığı, çinicilik, maden işleme, cilt ve çeşitli süsleme sanatları da gelişmişti.
Hükümdarları
{{Ana madde|Büyük Selçuklu Sultanları}}
0. Selçuk Bey 1000 – 1038
1. Tuğrul Bey 1037 - 1063
2. Alp Arslan 1063 - 1072
3. Melikşah 1072 - 1092
4. I. Mahmud 1092 - 1093
5. Berkyaruk 1093 - 1104
6. Müizzeddin Melikşah 1105
7. Mehmed Tapar 1105 - 1118
8. II. Mahmud (Selçuklu) 1118 - 1131 Batı İran ve Irak'ı hükmetmişti
9. Ahmed Sencer 1131 - 1157 Doğu İran'ı hükmetmişti
Anadolu Selçuklu Hükümdarları
Anadolu Selçukluları hanedanın Aslan Yabgu kolundan gelir.
Kutalmışoğlu Süleyman Şah(1077 - 1086) : Anadolu Selçuklu Devleti’nin kurucusu ve ilk sultanı olan Kutalmışoğlu Süleyman Şah, Melikşah zamanında Anadolu’ya geldi ve çevresinde toplanan Türkmen aşiretlerini fethe başladı. Konya’yı, Galeve Kalesini aldı ve Bizans’a doğru sınırlarını genişletti. Kilikya’da fetihlerde bulundu. Halep kuşatmasında Suriye meliki Tutuş ve Artuk Bey’e karşı savaşırken 1086 yılında öldü. Yerine altı yıl sonra oğlu 1. Kılıç Arslan geçti.
Saltanat boşluğu; devletin başında vezir Ebul-Kasım
I. Kılıç Arslan (1092 - 1107) : Kutalmışoğlu Süleyman Şah’ın ikinci oğludur. İsfahan’da tutsağı olduğu Melikşah’ın ölümü üzerine Anadolu’ya dönerek hükümdarlığını ilan etti. Saltanatı boyunca Bizansla, komşu beyliklerle, Haçlı ordularıyla savaşlara girişti ve çoğunda başarı kazandı. İznik’i imar etti. Türklerin Anadolu’yu yurt edinmelerinde önemli rol oynadı. Büyük Selçuklu Devletiyle giriştiği savaşta Habur ırmağında boğularak öldü.
I. Melikşah (1107 - 1116) : Babası 1. Kılıç Arslan’dır.1.Melikşah kardeşi Mesud’u hapsettirdi. Kılıç Arslan’ın ölümünden sonra Bizanslılar’a karşı ilk ciddi taarruz 1113 yılında görüldü.Bizans imparatoru ertesi yıl yine bir ordu ile Anadolu’ya geldi ve karşılıklı bazı muharebeler yapıldıysa da önemli bir sonuç ortaya çıkmadı.
I. Mesud(1116 - 1156) : Dağılmış olan ülkesini birleştirdi, sınırlarını genişletti, devleti yeni baştan kurdu. 1. Mesud 1156 yılında Konya’da öldü.
II. Kılıç Arslan (1156 - 1192) : Babası 1. Mesud’un yerine tahta çıktı. Kardeşlerinin çıkardığı ayaklanmalarla uğraştı. Nureddin Zengi’nin ele geçirdiği Antep, Dülük ve Raban’ı geri aldı. Bizansla anlaşarak ülkenin batısını güvence altına alıp doğudaki çeşitli kentleri fethetti. 1176’da üzerine yürüyen Bizans imparatoru Manuel’i yenerek Miryakefalon Zaferini kazandı. Saltanatının son yıllarında ülkeyi şehzadeleri arasında bölüştürdü, Bizans ve Haçlı ordusuyla savaştı. Danişmentlileri ortadan kaldırdı. Başkent Konya’yı bir kültür ve sanat merkezi haline dönüştürdü.1192’de Konya’da öldü.
II. Kılıç Arslan’ın ülkeyi 11 oğlu arasında paylaştırması taht kavgalarına yol açtı.
I. Gıyaseddin Keyhüsrev (1192 – 1196 ve 1205 - 1210) : 2. Kılıç Arslan’ın en küçük oğludur. Haçlı ordusuna ve Bizans’a çeşitli seferler düzenledi. 1211 yılında öldü.
II. Rükneddin Süleyman Şah (1196 - 1204) : Babası 2. Kılıç Arslan ülkeyi 11 oğlu arasında bölerek, Tokat ve yöresini kendisine verince melik oldu. Bir süre taht kavgalarına karışmadı. Samsun ve çevresini Bizanslılardan aldı. Babasının ölümünden sonra sınır devletlerini ve kardeşlerini yenerek Anadolu Selçuklu Devletinin birliğini yeniden kurdu.
III. Kılıç Arslan(1204 - 1205) : Babası 2. Rükneddin Süleyman Şah ölünce küçük yaşta tahta çıktı. Bir yıldan kısa süren saltanatı sırasında Isparta feth edildi.
I. İzzeddin Keykavus (1210 - 1219) : Babası 1. Gıyaseddin Keyhüsrev’in ölümü üzerine sultan oldu. Ülkenin ticaretini geliştirdi. Antalya’yı yeniden aldı. 1219 yılında Malatya Viranşehir’de öldü.
I. Alaeddin Keykubat (1219 - 1237) : 1192’de Konya’da doğdu. Babası 1. Gıyaseddin Keyhüsrev, dedesi Kılıç Arslan’dır. Kardeşi İzzeddin Keykavus’un ölümü üzerine tahta çıktı. Kaleleri güçlendirdi, sınırları genişletti. Selçuklu Devletinin gücü onun zamanında doruğa ulaştı. Selçuklu ordusu en parlak dönemini yaşadı. Bugünkü Alanya ve tersanesi onun zamanında kuruldu. 1237’de Kayseri’de öldü.
II. Gıyaseddin Keyhüsrev (1237 - 1246) : 1. Alaeddin Keykubat’ın büyük oğludur. Sadettin Köpek’in etkisi altında kaldı. Ülke Moğollara bağımlı duruma geldi. 1246’da öldü.
II. Gıyaseddin Keyhüsrev’in yaşları küçük olan üç oğlu ve devlet ileri gelenlerinin iktidar mücadelesi, Anadolu Selçuklu Devletini zayıflattı. Ancak Vezir Muiniddin Süleyman Pervane, 1227’de öldürülene kadar belli bir düzeni devam ettirdi. Bu çöküş döneminde aynı yıllarda aynı yerlerde şu sultanlar hüküm sürdü:
II. İzzeddin Keykavus(1246 - 1259) : 1238 yılında doğdu. Saltanatı iç karışıklıklar, taht kavgaları ve Moğollar ile mücadeleyle geçti. Bir süre kardeşleriyle birlikte saltanat sürdü. 1279’da Kırım’da öldü.
II. Alaeddin Keykubat (1248 - 1265) : Babası 2. Gıyaseddin Keyhüsrev dedesi 1. Alaeddin Keykubat’tır. Veliaht ilan edildiyse de babası ölünce büyük oğul 2. İzzeddin Keykavus tahta çıktı. Bunun üzerine başlayan taht kavgasından sonra üç kardeşte sultan ilan edildi.
IV. Kılıç Arslan (1257 – 1266) : 1248’de Sivas’ta sultanlığını ilan ettiyse de ülkeyi diğer kardeşleriyle yönetmek zorunda kaldı. Bir süre tutsak kaldıktan sonra1257’de sultanlığını ilan etti. Saltanat yıllarında Bizans, kardeşleri ve vezir Muineddin Pervane ile yaptığı savaşlarla geçti. 1266 yılında Aksaray’da bir ziyafette Muineddin Pervane tarafından boğularak öldürüldü.
III. Gıyaseddin Keyhüsrev (1264 -1283) : 4. Kılıç Arslan’ın oğludur. Karamanoğlu ayaklanmasını bastırdı. Düzmece sultan Cimri’yi öldürttü. Ancak İlhanlılara yenildi ve 1284 yılında öldürüldü.
II. Mesud (1284-1298 ve 1302 - 1308) : 16. Anadolu Selçuklu Sultanı, 1308’de Kayseri’de ölünce Anadolu Selçuklu devleti sona erdi.
III. Alaeddin Keykubat(1284 - 1301) : 2. İzzeddin Keykavus’un torunu olan 3. Alaeddin Keykubat, amcası 2. Mesud Moğollar tarafından tahtan indirilince onun yerine sultan ilan edildi. Saltanatını sağlamlaştıramadı. Moğol baskısından kurtulmaya çalıştıysa da yakalanarak İlhanlı başkenti İsfahan’a götürüldü. Orada kendi adamlarından biri tarafından öldürüldü
Büyük Selçuklu sultanları 1037-1157
• Tuğrul bin Mikail ( Tuğrul Bey) 1037-1063
Alp Arslan 1063-1072
• Melikşah I 1072-1092
• Nasir ad-Din Mahmud I 1092-1094
• Rukneddin Berkyaruk 1094-1105
• Mu'izz ad-Din Ahmed Sencer (Sultan Sencer) 1097-1157
• Mu'izz ad-Din Melikşah II 1105
• Gıyaseddin Mehmed I Tapar (Muhammad Tapar) 1105-1118
• Mahmud II 1118-1131
• Dawud 1131-1132
• Tuğrul II 1132-1134
• Mesud 1134-1152
• Melikşah III 1152-1153
• Mehmed II (Muhammad II) 1153-1160
• Süleyman Şah 1160-1161
• Arslan Şah 1161-1176
• Tuğrul III 1176-1194
Kirman Selçuklu sultanları 1041-1187
• Kavurd 1041-1073
• Kerman Şah 1073-1074
• Sultan Şah 1074-1075
• Hüseyin Ömer 1075-1084
• Turan Şah I 1084-1096
• Iran Şah 1096-1101
• Arslan Şah I 1101-1142
• Mehmed I (Melik Muhammed) 1142-1156
• Tuğrul Şah 1156-1169
• Behram Şah 1169-1174
• Arslan Şah II 1174-1176
• Turan Şah II 1176-1183
• Mehmed II (Muhammed b. Mahmûd) 1183-1187
Suriye Selçuklu sultanları 1076-1117
• Abu Sa'id Taj ad-Dawla Tutush I 1085-1086
• Jalal ad-Dawlah Malik Şah I 1086-1087
• Qasim ad-Dawla Abu Said Aq Sunqur al-Hajib 1087-1094
• Abu Sa'id Taj ad-Dawla Tutush I (ikinci kere) 1094-1095
• Fakhr al-Mulk Radwan 1095-1113
• Tadj ad-Dawla Alp Arslan al-Akhras 1113-1114
• Sultan Şah 1114-1123
<="" h2="" style="padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; ">
• Aziz ibn Abaaq al-Khwarazmi 1076-1079
• Abu Sa'id Taj ad-Dawla Tutush I 1079-1095
• Abu Nasr Shams al-Muluk Duqaq 1095-1104
• Tutuş II 1104
• Muhi ad-Din Baqtash 1104
Halep atabeyliği
• Lulu 1114-1117
• Shams al-Havas Yariqtash 1117
• İmadetdin Zengi 1128-1146
Anadolu selçukluları sultanları 1077-1307
• Kutalmish 1060-1077
• Süleyman Ibn Kutalmış 1077-1086
• Dawud Kılıç Arslan I 1092-1107
• Melikşah 1107-1116
• Rükneddin Mesud 1116-1156
• İzzeddin Kılıç Arslan II 1156-1192
• Gıyaseddin Keyhüsrev I 1192-1196
• Süleyman II (Suleiman) 1196-1204
• Kılıç Arslan III 1204-1205
• Gıyaseddin Kılıç Arslan I (ikinci kere) 1205-1211
• İzzeddin Keykavus I 1211-1220
• Alaaddin Keykubad I 1220-1237
• Gıyaseddin Keyhüsrev II 1237-1246
• İzzeddin Keykavus II 1246-1260
• Rukneddin Kılıç Arslan IV 1248-1265
• Alaaddin Keykubad II 1249-1257
• Gıyaseddin Keyhüsrev II (ikinci kere) 1257-1259
• Gıyaseddin Keyhüsrev III 1265-1282
• Gıyaseddin Mesud II 1282-1284
• Alaaddin Keykubad III 1284
• Gıyaseddin Mesud II (ikinci kere) 1284-1293
• Alaaddin Keykubad III (ikinci kere) 1293-1294
• Gıyaseddin Mesud II (üçüncü kere) 1294-1301
• Alaaddin Keykubad III (üçüncü kere) 1301-1303
• Gıyaseddin Mesud II (dördüncü kere) 1303-1307
• Gıyaseddin Mesud III 1307